Velayet Olsa da Olmasa da: Çocukla Kişisel İlişki Kurma Hakkı ve Dava Süreci

Velayet Olsa da Olmasa da: Çocukla Kişisel İlişki Kurma Hakkı ve Dava Süreci
GİRİŞ

Boşanma ve ayrılık süreçleri, bir ailenin fiziksel olarak ayrılmasını ifade etse de, ebeveynlik bağlarını ve sorumluluklarını sonlandırmaz. Türk Medeni Kanunu’na (TMK) göre, velayeti kendisine bırakılmayan anne veya babanın çocuğuyla düzenli ve sağlıklı bir iletişim kurma hakkı, sadece ebeveynin hakkı değil, aynı zamanda çocuğun en temel hakkıdır.

Bu makalede, bu hassas davanın kanuni dayanaklarını, dava açma sürecini, mahkemenin hangi kriterleri esas aldığını ve en önemlisi, mahkeme kararının icrası aşamasında yaşanabilecek güncel hukuki gelişmeleri (özellikle İcra İflas Kanunu'ndan çıkarılıp Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlükleri'ne devredilen süreci) detaylıca inceleyeceğiz.

1. KİŞİSEL İLİŞKİ KURMA HAKKININ KANUNİ ÇERÇEVESİ

Kişisel ilişki kurma hakkı, ebeveynlik sorumluluğunun doğal bir uzantısıdır. Türk Medeni Kanunu (TMK), bu hakkı temelden güvence altına almıştır:

TMK Madde 323: “Ana ve babadan her biri, velâyeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan çocuk ile uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahiptir.”

1.1. Hakkın Mutlak Olmayışı ve Sınırları

Kişisel ilişki hakkı sınırsız değildir. Mahkeme, bu hakkın kullanılmasının çocuğun bedensel ve ruhsal gelişimini tehlikeye sokması veya eğitimini ağır şekilde engellemesi hâlinde, hakkı kısıtlayabilir veya tamamen kaldırabilir (TMK 324). Bu, ebeveynin geçmişte gösterdiği olumsuz davranışlar veya çocuğa zarar verme potansiyeli taşıyan durumlar için bir koruma mekanizmasıdır.

1.2. Üçüncü Kişilerin Kişisel İlişki Talep Etme Hakkı (TMK 325)

Çocukla Kişisel İlişki Kurulması sadece ebeveynleri kapsamaz. Kanun, çocuğun üstün yararını korumak amacıyla bazı durumlarda diğer yakın akrabaların da bu hakkı kullanmasına izin verir.

TMK Madde 325: "Olağanüstü haller mevcutsa, çocuğun menfaatine uygun düştüğü ölçüde çocuk ile kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkı diğer kişilere, özellikle hısımlara da tanınabilir."

Bu, genellikle büyükanne ve büyükbabalar için geçerlidir. Ebeveyn vefat ettiyse veya kişisel ilişkiyi engelliyorsa, büyükanne ve büyükbaba, torunlarıyla bağlarını sürdürmek için dava açabilirler. Ancak mahkeme, bu üçüncü kişilerin talebini kabul ederken çocuğun menfaatine uygunluk şartını titizlikle inceler.

2. ÇOCUKLA KİŞİSEL İLİŞKİ KURMA SÜRECİ

2.1. Görevli ve Yetkili Mahkeme Tespiti

• Görevli Mahkeme: Türk Medeni Kanunu'ndan kaynaklanan bu tür davalara bakmakla görevli mahkeme Aile Mahkemeleridir. Aile Mahkemesi bulunmayan yerlerde ise Asliye Hukuk Mahkemeleri, Aile Mahkemesi sıfatıyla davaya bakar.

• Yetkili Mahkeme: Yetkili mahkeme, genellikle davalı olan (velayeti elinde tutan) eşin veya çocuğun oturduğu yer mahkemesidir. Çocuğun menfaatleri gereği, dava genellikle çocuğun yaşadığı yere yakın bir yerde görülür.

2.2. Dava Dilekçesinin Hazırlanması ve Talepler

Dava dilekçesi, taleplerin somutlaştırıldığı en kritik belgedir. Davacı, Çocukla Kişisel İlişki Kurulması Davası dilekçesinde şu talepleri detaylıca sunmalıdır:

1. Görüşme Sıklığı ve Süresi: Hafta sonu, yarıyıl tatili, yaz tatili, dini bayramlar ve resmi tatillerde ne kadar süreyle ve hangi saat aralıklarında görüşme talep edildiği açıkça belirtilmelidir.

2. Yatılı Kalma Talebi: Çocuğun yaşı uygunsa ve eğitimine engel teşkil etmeyecekse, yatılı kalma (örneğin iki haftada bir Cuma akşamından Pazar akşamına kadar) hakkı talep edilir.

3. Özel Günler: Çocuğun veya ebeveynin doğum günü, yılbaşı gibi özel günlerdeki görüşme düzenlemesi talep edilir.

4. Ulaşım ve Teslimat: Çocuğun teslim alınma ve teslim edilme yeri ve şekli (örneğin, velayet sahibi ebeveynin adresinden teslim alınma ve bırakılma) detaylandırılmalıdır.

2.3. Sosyal İnceleme ve Uzman Raporları

Mahkeme, karardan önce mutlaka delil toplar. Bu davaların en önemli delili Sosyal İnceleme Uzmanı (Pedagog/Psikolog/Sosyal Çalışmacı) Raporudur.

Uzmanlar, çocuğu ve her iki ebeveyni ayrı ayrı gözlemler, ev ortamlarını inceler ve ebeveynler arası iletişimi değerlendirir. Rapor, mahkemeye çocuğun mevcut durumu, duygusal bağları ve talep edilen görüşme düzeninin çocuğun psikolojisine etkisini sunar. Mahkeme, çocuğun üstün yararı ilkesini hayata geçirirken, büyük ölçüde bu raporlara dayanarak karar verir.

3. KİŞİSEL İLİŞKİ DÜZENLEME KRİTERLERİ: ÇOCUĞUN ÜSTÜN YARARI İLKESİ

Mahkeme, bir ebeveynin hak talebi ile çocuğun yararını dengelemek zorundadır. Çocuğun Üstün Yararı ilkesi bağlamında dikkate alınan başlıca kriterler şunlardır:

3.1. Çocuğun Yaşı ve Gelişim Aşaması

• Bebeklik ve Küçük Yaş: Bu dönemde çocuğun temel bakım verenine (genellikle velayet sahibi ebeveyn) olan ihtiyacı yüksektir. Yatılı kalma yerine, kısa süreli, sık ve velayet sahibinin denetiminde (gözetimli) görüşmeler düzenlenebilir.

• Okul Çağı: Çocuğun eğitimi ve okul düzeni önceliklidir. Görüşmeler genellikle hafta sonları, okul tatillerinde ve yatılı şekilde düzenlenmeye başlanır.

3.2. Çocuğun Görüşünün Alınması

Çocuk, karar alma sürecinin pasif bir nesnesi değil, aktif bir öznesidir. Yargıtay içtihatlarına göre, idrak yaşına ulaşmış (genellikle 8 yaş ve üzeri) çocukların, kişisel ilişki kurulması konusundaki görüşleri alınmalı ve mahkeme kararında bu görüşlere uygun ağırlık verilmelidir. Çocuğun görüşü, uzmanlar aracılığıyla veya hâkim tarafından bizzat alınabilir.

3.3. Ebeveynler Arası İlişki ve Mesafe

Ebeveynlerin birbirleriyle iletişim kurma becerisi, kişisel ilişkinin sorunsuz işlemesi için önemlidir. Ayrıca, ebeveynler arasındaki coğrafi uzaklık, görüşme sıklığını doğrudan etkileyebilir. Farklı şehirlerde yaşayan ebeveynler için görüşmelerin sıklığı azaltılarak, süreleri (yaz tatili gibi) uzatılabilir.

4. KİŞİSEL İLİŞKİNİN ENGELLENMESİ DURUMUNDA NE YAPILIR?

Bu davaların belki de en zorlu aşaması, verilen kararın velayet sahibi ebeveyn tarafından fiilen engellenmesi durumudur. Türkiye’de bu alanda 2022 yılında devrim niteliğinde bir değişiklik yapılmıştır.

Eskiden, mahkeme kararına uymayan velayet sahibi ebeveyn için diğer ebeveyn, İcra Müdürlükleri aracılığıyla "çocuk teslimi" talep ederdi. Bu süreç, çocuğun icra memurları eşliğinde ve çoğu zaman travmatik bir ortamda teslim edilmesi anlamına geliyordu. Ancak, 2022 yılında yürürlüğe giren yeni yasal düzenleme ile bu durum değişmiştir. Çocuk teslimi ve Çocukla Kişisel İlişki Kurulması işlemleri artık İcra İflas Kanunu’ndan çıkarılmıştır.

4.2. ADLİ DESTEK VE MAĞDUR HİZMETLERİ MÜDÜRLÜKLERİ (ADM)

Yeni düzenlemeyle birlikte, kişisel ilişki kurma kararlarının uygulanması görevi Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüklerine (ADM) devredilmiştir.

1. Ücretsiz ve Uzman Eşliğinde: İşlemler artık tamamen ücretsiz yapılmaktadır.

2. Pedagog ve Uzmanlar: Çocuk, polis veya icra memuru yerine, ADM’de görevli pedagoglar, psikologlar ve sosyal çalışmacılar eşliğinde, güvenli ve çocuk dostu ortamlarda (teslim merkezlerinde) teslim edilip alınmaktadır.

3. İhlalin Yaptırımı: Karara uymayan velayet sahibi ebeveyn, bu yeni sistemde önce uyarılarak bilinçlendirilir. Devam eden ihlallerde ise tazyik hapsi ve idari para cezaları gibi yaptırımlar uygulanır.

Bu sistem değişikliği, Çocukla Kişisel İlişki Kurulması Davası sonrasında yaşanan zorlu teslim süreçlerini ortadan kaldırarak, çocuğun yüksek yararını öncelikli hale getirmiştir.

5. Kişisel İlişkinin Kaldırılması veya Değiştirilmesi Davası

5.1. Kötüye Kullanım

Kişisel ilişki kuran ebeveynin hakkını kötüye kullanması, örneğin çocuğu kaçırma girişimi, velayet sahibi aleyhine doldurma veya çocuğa fiziksel/psikolojik zarar verme gibi durumlar, velayet sahibi ebeveyne kişisel ilişkinin kaldırılması veya kısıtlanması davası açma hakkı verir.

5.2. Durum Değişikliği

Çocuğun büyümesi, okula başlaması, ebeveynlerden birinin şehir değiştirmesi gibi şartların değişmesi durumunda, mevcut kişisel ilişki düzeni çocuğun yeni ihtiyaçlarına cevap vermeyebilir. Bu durumda, taraflardan biri kişisel ilişki düzenlemesinin değiştirilmesi davası açarak yeni bir düzenin kurulmasını talep edebilir. Mahkeme yine uzman görüşü alarak en uygun düzenlemeyi yapar.

SONUÇ

Çocukla Kişisel İlişki Kurulması, duygusal yükü yüksek ancak hukuki sonuçları net bir süreçtir. Türk Medeni Kanunu'nun 323. maddesi, velayet sahibi olmayan ebeveynin çocuğuyla bağlarını sürdürme hakkını sağlam bir zemine oturturken, yasal düzenlemelerdeki güncellemeler (özellikle ADM’ye geçiş), sürecin çocuğun psikolojisini koruyacak şekilde işlemesini amaçlamaktadır.
Unutulmamalıdır ki, bu dava bir çatışma değil, çocuğun her iki ebeveynin sevgisi ve rehberliği altında sağlıklı bir gelişim sağlaması için gerekli olan düzeni kurma arayışıdır. Sürecin hassasiyeti ve hukuki detayları göz önüne alındığında, hakların en doğru şekilde tesis edilmesi için bir Aile Hukuku Uzmanı Avukat ile çalışmak büyük önem taşımaktadır.